個人檔案FOR A BEAUTIFUL WORLD --...相片部落格清單更多 ![]() | 說明 |
|
2月29日 SENSİZ OLMAK İSTEMEMI WOULDN’T LIKE TO BE WITHOUT YOU I wouldn’t like the world if given If crowns and thrones were promised, I wouldn’t like to stay without you and quiet It is not so easy to desert you I wouldn’t like it, wouldn’t like to be without you. SENSİZ OLMAK İSTEMEM İstemem dünyaları verseler Taçlar, tahtlar vaat etseler Kalmak istemem tek başıma sensiz, sessiz O kadar kolay değil senden vazgeçmek Istemem, sensiz olmak istemem. 2月14日 GÜLÜM SENİ ARIYORUMGülüm Seni Ariyorum
Gülüm Seni Ariyorum Seherlerde esen yelde Karli dagdan gelen selde Hasret kokan yaban elde Gülüm seni ariyorum Günes'in her batisinda Ay'in isik katisinda Sabah safak atisinda Gülüm seni ariyorum Masallarda, siirlerde Misralarda, dizelerde Adin'in yazdigi yerde Gülüm seni ariyorum Zambak, menekse, sümbülde Gülistânda açan gülde Hüzünle öten bülbülde Gülüm seni ariyorum KÖROĞLU
14 Şubatı sevgilisiz geçirenlere geldi.. Aslında en güzel sevgili kendimiziz. Biz kendi kendimizin sevgilisiyiz. Mutlu olmak ve herşeyi başarmak bizim elimizde.. Sevmek ve sevilmekte buna dahil. Seviliyorsak sevilmenin kıymetini bilelim ve eğer seviyorsak sevgimizi hakedenlere verelim, haketmeyenlere vererek boşa harcayacak sevgimiz yok.
Alışkanlık olduğu için birbiriyle sevgili olanların değil gerçekten sevdiği için birlikte olanların sevgililer günü kutlu olsun. 12月6日 ELVEDAGözlerinden öğrendim ben herşeyi Siyahın ne güzel renk olduğunu İlk görüşte aşkın ne olduğunu, Sevgiyi ve onun büyüklüğünü Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını O anki dünyayı umursamazlığı Sanki o anın hiç bitmeyecekmişliğini Saçlarından öğrendim ben neşeyle savrulmayı Seni bağrıma basmanın mutluluğunu Kollarına atılıp hiç bırakmamacasına sarılmayı Teninin kokusunu unutmamayı Resimlerine bakıp avunmayı, Sana ancak dualarla ulaşmayı Sadece rüyalarda görüşmeyi öğrettin be Gülüm Sen bana acıyı, hüznü öğrettin Bir de bırakıp gitmeyi öğrendim senden Sessizce, ardına bakmadan kaçıp gitmeyi Çaresizlikten ağlamayı öğrendim be Gülüm Mutluluğu özlemeyi de öğrendim Ben de sana kaybetmeyi öğreteyim, Severken ayrılmayı, ayrılırken yıkılmayı Elvedanın anlamını öğretiyorum sana ben Elveda çiçeğim, Elveda Gülüm, Elveda... 11月23日 ORTAK İŞTE YARDIMLAŞMAKPeygamberimiz (s.a.a) bir grup sahabeyle yolculuğa çıkmıştı. Yolun yarısında, bir koyun kesip ondan yemek yapmalarını emretti. Sahabeden biri: “Ben, koyun kesme işini üstleniyorum” dedi. Diğer biri ise: “Onun postunu soymayı da ben üstleniyorum” dedi. Üçüncü bir şahıs da: “Onu parçalayıp doğramayı da ben üstleniyorum” dedi. Dördüncü şahıs da: “Onu pişirmeyi de ben üstleniyorum” dedi. Resulullah’da (s.a.a) “Ben de size odun toplayayım” diye buyurdu. Ashap: “Ya Resulellah! Sen zahmet çekme biz bu işi yaparız” dediler. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sizin bu işi yapacağınızı biliyorum ama Yüce Allah, arkadaşlarıyla yolculuk yapıp da kendisi için bir ayrıcalık tasarlayan kimseyi sevmez.” Daha sonra kalkıp odun toplamaya başladı. Evet, güzel ahlak işte budur.
Bir yerde ortaklaşa yaşadığımız bir ortamda birlikte bulunuyorsak her işte birbirimize destek olmalıyız. Benim bulunduğum askerlik ortamında ben çalışırken bazı tertip arkadaşlarım binanın içerisinde oturup bilgisayarda müzik dinlemeyi tercih ediyorlar. Bu benim değil onların insanlara ve arkadaşlarına verdiği değerin bir göstergesi. Ben onlar gibi olmaktansa kendi işlerinde zorlanan hatta zorlanmayan asker arkadaşlarıma yardım etmeyi tercih ediyorum. Tıpkı peygamber efendimizin yukarıda yaptığı gibi... Bence herkez O'nu örnek almalı.
11月17日 BIRAK SEVGİ SENİ BULSUN İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığı, sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine hayran... bırakamaz bir türlü... Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu... Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır... ama adam bilir ki; "Sevmek bazen vazgeçmeyide bilmektir"... Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru... Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem hiçbir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını aldırmaz... Aklında adam o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce... Adam bir kelebeğe sevdalı bakıp durur boşluğuna. Kelebekse hala konacak sıcak bir avuç aramakta... Böylece kelebek şunu anlar: BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER ORASIDIR; SICAK BİR AVUÇTUR...
Böylece adam şunu anlar: HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA SEVGİYLE YAŞATAMAZSINIZ.
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek bir dağ aramaya başlar ama özlemini gömebileceği büyüklükte bir dağ bulamaz. O zaman anlar ki "" hiç bir dağ Bir özlemi gömecek kadar büyük değildir."" 6月16日 AYRILIK
Adam sersemlemiş, dağılmış bir haldedir. Çünkü uzun zamandır aynı evi ve kalbini paylaştığı kadın ondan ayrılacağını söylemiştir. Kadının sözleri alabildiğine soğuk ve açıktır: “Sen şimdi işe git, ben de eşyalarımı toplayayım.” Hiç hesapta yoktur bu ayrılık. İlk anda ne diyeceğini bilemez genç adam. İşine gider ama rahat edemez. Eve döner. Bir köşeye saklanıp eşyalarını toplayan sevgilisini izler bir süre. Sonra dayanamayıp ortaya çıkar ve sorar: “Ne yaptım sana? Kötü bir insan mıyım? Çekilmez biri miyim? Seni aldattım mı hiç? Canını yaktım mı? Hayır.” Bu soruların hepsinin yanıtlarının “Hayır!” olduğunu bilir. Asıl soru kadının kederli gözlerine bakarken gelir: “Seni mutsuz mu ettim?” İşte o anda kadın sevdiği adamın gözlerinin içine bakar ve dudakları titreyerek şöyle bağırır: “Hayır!.. Ama sen biraz olsun mutlu olabilirdin!” ***
Nick Hornby’nin çok tutulmuş romanı “High Fidelity”den uyarlanan filmin bir sahnesiydi bu. İzleyeli 6 yıl oldu; yine de filmdeki ayrılık anını perçinleyen o söz ara ara kulaklarımda çınlar. Çünkü o söz özellikle günümüz ilişkilerinin en hassas noktasına temas eder ve acıtır. Nasıl mı? Anlatayım. Hatta ilişkinin içinde aşk veya aşka benzer bir tutku varsa “acı ve mutsuzluk Allah’ın emri” diye düşünenler çoğunluktadır. Peki ya mutluluk? Bir ilişkinin mutsuzlukları olabilir, tamam da mutlulukları hiç mi olmaz; asıl belirleyici olan mutluluk değil midir? Taraflardan biri sürekli depresif, hep ekşi, hep hafifçe mutsuz kıvamdaysa karşısındaki yorulmaz mı? UNUTMAKUNUTMAK ZOR ANLATMAKSA IMKANSIZ CUNKU SEN UNUTTUKCA HATIRLANAN VEDE ANLATTIKCA BITMEYENSIN...
ACIYI HISSETMIYORUM ARTIK ÇÜNKÜ SEVMEYI BECEREMIYORUM SEVMEYEN BİR İNSAN ACI HİSSEDER Mİ HİÇ? SEVEMEMENİN CARESIZLIĞİ HIC BITMEYEN BIR BELA GİBİ KONAR İNSANIN BAŞINA VE AYRILMAYI BİLMEZ, BEN ONUN ACISINI ÇEKİYORUM SANIRIM ÇÜNKÜ SEVMEYEN İNSAN AŞK ACISI HİSSETMEZ.
KİMBİLİR BELKİ DE SEVİYORUMDUR AMA SEVDİĞİMİ GÖSTEREMİYORUMDUR, EVET EVET BENİM DERDİM O, SEVİYORUM AMA SEVDİĞİMİ GÖSTEREMİYORUM VE ŞİMDİ BUNUN ACISINI ÇEKİYORUM.
HERŞEY İNSANLARIN İSTEDİKLERİ GİBİ ŞEKİLLENMİYOR, BAZEN ACILARA KATLANMAK GELECEĞİMİZ İÇİN DAHA HAYIRLI OLABİLİYOR, NE DİYELİM, BİZEDE HAYIRLISI OLSUN DEMEK DÜŞÜYOR. EN AZINDAN ESKİ SEVGİLİNİN MUTLULUĞU İÇİN. 6月4日 BİR GÜN DAHAHayat bazen çok zorlaşabiliyor bu bizim dışımızda gelişen olaylarla olduğu gibi bizim kendi hatalarımızdan da kaynaklanıyor. Mutluluğu kolaylaştırmak varken neden zorlaştırıyoruz hiç anlayamıyorum. Tamam mutluluk küçük şeylerin içersinde saklıdır ama mutsuzlukta küçük şeylerin içerisinde saklıdır bu ikisi arasında ki ince ayarı iyi tutturmak gerekir. 7月23日 GÜNLER
7月12日 SEN NESİN BENİM İÇİN
MİRAÇNAMAZ VE MİR'AÇ
Malik bin Sa'saa r.a anlatıyor: Ben Kâbe-i Muazama'da iki kişinin arasında uyku ile uyanıklık arasında yatmakta iken, içi îman ve hikmetle dolu, altından bir leğen getirdiler. Boğazımdan karnıma kadar göğsümü yardılar. Zemzem suyu ile yıkayıp, îman ve hikmetle doldurdular. Katırdan küçük merkepten ise büyük, burak denilen bir hayvan getirdiler. Cibril Aleyhisselâm ile beraber gittik. Birinci kat semâya gelince: Bunu takiben Adem aleyhisselâma geldim, selâm verdim, Sonra ikinci semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunu takiben Isa ile Yahya Peygamberlere rastladım. Her ikisi de: Sonra, üçüncü kat semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunu müteakip Yusuf aleyhisselâm'a rastladım. Selâm verdim; Sonra dördüncü semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunun takiben îdris aleyhisselâma rastladım. Selâm verdim. Sonra beşinci kat semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunu müteakip Harun aleyhisselâma rastladık. Kendisine selâm verdim. Sonra altıncı semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunu takiben Musa aleyhisselâma rastladım ve selâm verdim. Sonra yedinci semaya geldik. -Kim o? denildi. Bunu takiben ibrahim aleyhisselâma rastladım. Selâm verdim. Hemen bana Beytü'l Mâmur gösterildi. Cibril'e sordum. O da: Bana Sidretü'l Müntehâ ağacı da gösterildi. Bir de baktım ki, bu ağacın meyveleri meşhur Hacer beldesinin büyük destileri, yaprakları da fillerin kulakları büyüklüğünde idi. Altından dört nehir akıyordu. Bunların ikisi bâtın, ikisi zahir idi. Cibril'e bu nehirleri sordum. O da: Sonra o kadar yükseğe çıkarıldım ki orada mukadderatı yazan kalemlerin sesini işitir oldum. Sonra üzerime elli vakit namaz farz kılındı. Döndüm. Musa aleyhisselâma gelince, bana: 6月8日 GURBETGurbet o kadar aci Ki ne varsa içimde Hepsi bana yabanci, Hepsi baska biçimde. Eriyorum gitgide; Elveda her ümide. Gurbet benligimi de Bitirmis bir içimde. Ne arzum, ne emelim... Yaralanmis bir elim Ben gurbette degilim, Gurbet benim içimde. 5月28日 bir gün daha böyle geçtiBir gün daha geçmek üzere, saat 21.35, dün aldığım bir haberle arkadaşımın kız arkadaşınn bilgisayarının patladığını öğrenmiştim, patlarkende yüksek bir ses çıkarmış, bu yüzden çok korkmuş. Erhanla konuşurken hemen tahmin ettik sorunun güç kaynağından pardon pavır saplaydan kaynaklandığını. Bugünde bilgisayar kasasını alıp doğruca seçilin evine gittik, birkaç incelemeden sonra güç kaynağının yandığı kesinlik kazandı.
İyiki güç kaynağı yanmış, başka bir parça yansaydı en azından 50-60 milyon giderdi, pavır saplay yanınca 25 milyonla işi kurtardık. Fakat yeni bir pavır saplay almamız gerekiyordu. Biliyosunuz bugün pazar, bu yüzden pavır saplay bulmamızda kolay olmadı çünkü her yer kapalıydı. Yine de şansımızı denemek için bornovada fellik fellik bilgisayarcı aradık ve en sonunda ev yolunda bir tane bulduk. Pavır saplayı alıp hemmmen seçilin evine doğru yola koyulduk. Bilgisayara taktık ve çalıştırdık. Bilgisayar kusursuz çalışıyordu.
Bir iyilik yapmanın mutluluğuyla buzdolabındaki kolayıda içip erhanla birlikte eve doğru yola koyulduk. Şimdi de karnım çok aç:((
En iyisi mutfağa gidip kendime sucuk kızartayım. Sucuğumu yedikten sonra da biraz tv izlerim.
Bu arada sevgli ustama buradan sevgilerimi gönderiyorum, bana verdiği tariflerle karnım doydu. 5月11日 şiir
5月10日 Saat 1 olmak üzereSaat gecenin birine geliyor, bense oturmuş birkaç resim daha msn space koymak için uğraşıyorum, birde yarın sabah 9.30 da dersim var, acaba girmesem mi?
aha arkadaşım geldi kahve içtiğim bardağımı götürdü, heralde misafire benim bardağımdan kahve ikram edicek. Neyse bende şu resimleri koyup salona geçeyim, misafirin geldiğini yeni öğrendim, bi hoşgeldin diyim 5月5日 Iki Hadis1)
İbn Abbas (r.ahm.) anlatıyor:
Allah Resulü (a.s.) Şanı Yüce Rabbinden rivayet ettiği bir kudsi hadiste şöyle buyuruyor: "Allah, iyi ve kötü şeyleri tayin etmiştir. Sonra da bunları açıklamıştır. Kim bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamaz ise, Allah o kişi adına tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Eğer niyetlendiği bu iyiliği yapabilirse, Şanı Yüce olan Allah, o kişi adına on iyilikten başlayarak yedi yüz katı ve hatta daha çok kat iyilik yazdırır. Kim de bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa, Allah o kişi adına tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Eğer o kişi bir kötülük yapmaya niyetlenir de yaparsa, Allah onun adına tek bir kötülük yazdırır."
2)
Bağış ve ihsanda bulunan, onur ve saygınlık kazanır; cimrilik eden, kendisini aşağılık hale getirir. İnsanların en cömerdi, hiçbir karşılık beklemeden verip bağışta bulunandır. Affı en yüce insan, güçlü ve üstün olduğu zaman affedebilen insandır. En fazla sıla-i rahimde bulunan (yakınlarına uğrayıp hallerini soran) kimse, onunla ilişkisini kesenlere uğrayıp hallerini soran kimsedir.
Peygamber efendimizin torunu hz. Hüseyin'den bir hadis 5月2日 Benim GözümleMecnun ve leyla o büyük aşkın tadını çıkartırlar her gün bir fırsatını bulup bir şelale dibinde veya bir hurma ağacı gölgesinde buluşup aşklarını birbirlerine haykırırlarmış o kadar büyük o kadar yüceymiş ki birbirlerine duydukları sevgi kimse karşısına çıkamamış bu sevginin.
Bir gün mecnun ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve yataklara düşmüş nice lokman gelmiş ama derdine çare bulamamışlar mecnun babasının gözü önünde eriyip bitiyomuş mecnun konuşamaz ve hareket edemez halde günlerce yatmış ağzından bir tek kelime bile çıkmıyormuş ölüme yenik düşmek üzereymiş birden babası baş ucundayken leyla diye sayıklamaya başlamış babası pek anlamamış. Sürekli leyla diye sayıklıyormuş.
Babası merak etmiş leylayı ve leylayı bulmaya gitmiş köyde leylayı bulmuş fakat leyla zayıf kara kuru çirkin bişeymiş babası leylaya bi şey söylemeden geri dönmüş mecnunun yanına. Mecnun yine leyla diye sayıklıyormuş babası mecnuna: oğlum leylayı görmeye gittim o kara kuru çirkin biri demiş. Mecnun uzun boylu aslan gibi. ve yakışıklı biriymiş babası sen bu kız içinmi yataklara düştün o kızın adınımı sayıklıyorsun günlerdir der. mecnun tam ölmek üzereyken babasına bir şeyler söylemeye çalışır babası daha iyi duyabilmek için iyice eğilir ve mecnun: baba sen ona benim gözümle baktınmı der... 5月1日 SENİNLE OLSAMAh! Bir seninle olsam… Şöyle bir kanatlanı versem… Semaya doğru yükselip; Bulutların peşine takılsam… Rüzgara yaren, kuşlara dost, Yağmurla kardeş olsam… İçimdeki hüzünle damlayıp; Toprağı, ekinleri canlandırsam… Çağlayanlarda coşup; Denizlerde akarak sana ulaşsam… Güneşle selamlaşıp buharlaşsam… Havaya karışıp, sabah meltemiyle; Kendimi yanında bulsam… Yanağına öpücükler kondurup; Sana sıcacık sarılsam Ve hiç bırakmasam… 4月28日 İki MarşCeddin Deden
Genç Osman
4月27日 Osmanlı Hakkında Bir Master TeziAL-DIBLOMASI AL-DAWLI |
|
|