個人檔案FOR A BEAUTIFUL WORLD --...相片部落格清單更多 工具 說明

部落格


6月16日

AYRILIK

 

Adam sersemlemiş, dağılmış bir haldedir.

Çünkü uzun zamandır aynı evi ve kalbini paylaştığı kadın ondan ayrılacağını söylemiştir.

Kadının sözleri alabildiğine soğuk ve açıktır: “Sen şimdi işe git, ben de eşyalarımı toplayayım.”

Hiç hesapta yoktur bu ayrılık.

İlk anda ne diyeceğini bilemez genç adam. İşine gider ama rahat edemez. Eve döner.

Bir köşeye saklanıp eşyalarını toplayan sevgilisini izler bir süre.

Sonra dayanamayıp ortaya çıkar ve sorar: “Ne yaptım sana? Kötü bir insan mıyım? Çekilmez biri miyim? Seni aldattım mı hiç? Canını yaktım mı? Hayır.”

Bu soruların hepsinin yanıtlarının “Hayır!” olduğunu bilir.

Asıl soru kadının kederli gözlerine bakarken gelir: “Seni mutsuz mu ettim?”

İşte o anda kadın sevdiği adamın gözlerinin içine bakar ve dudakları titreyerek şöyle bağırır: “Hayır!.. Ama sen biraz olsun mutlu olabilirdin!”

***

Nick Hornby’nin çok tutulmuş romanı “High Fidelity”den uyarlanan filmin bir sahnesiydi bu.

İzleyeli 6 yıl oldu; yine de filmdeki ayrılık anını perçinleyen o söz ara ara kulaklarımda çınlar.

Çünkü o söz özellikle günümüz ilişkilerinin en hassas noktasına temas eder ve acıtır.

Nasıl mı?

Anlatayım.

Bir kere her ciddi beraberlik daha başta mutsuzlukları göze alır.

Hatta ilişkinin içinde aşk veya aşka benzer bir tutku varsa “acı ve mutsuzluk Allah’ın emri” diye düşünenler çoğunluktadır.

Peki ya mutluluk?

Bir ilişkinin mutsuzlukları olabilir, tamam da mutlulukları hiç mi olmaz; asıl belirleyici olan mutluluk değil midir?

Taraflardan biri sürekli depresif, hep ekşi, hep hafifçe mutsuz kıvamdaysa karşısındaki yorulmaz mı?

UNUTMAK

 
UNUTMAK ZOR ANLATMAKSA IMKANSIZ CUNKU SEN UNUTTUKCA HATIRLANAN VEDE ANLATTIKCA BITMEYENSIN...
 
ACIYI HISSETMIYORUM ARTIK ÇÜNKÜ SEVMEYI BECEREMIYORUM SEVMEYEN BİR İNSAN ACI HİSSEDER Mİ HİÇ? SEVEMEMENİN CARESIZLIĞİ HIC BITMEYEN BIR BELA GİBİ KONAR İNSANIN BAŞINA VE AYRILMAYI BİLMEZ, BEN ONUN ACISINI ÇEKİYORUM SANIRIM ÇÜNKÜ SEVMEYEN İNSAN AŞK ACISI HİSSETMEZ.
KİMBİLİR BELKİ DE SEVİYORUMDUR AMA SEVDİĞİMİ GÖSTEREMİYORUMDUR, EVET EVET BENİM DERDİM O, SEVİYORUM AMA SEVDİĞİMİ GÖSTEREMİYORUM VE ŞİMDİ BUNUN ACISINI ÇEKİYORUM.
HERŞEY İNSANLARIN İSTEDİKLERİ GİBİ ŞEKİLLENMİYOR, BAZEN ACILARA KATLANMAK GELECEĞİMİZ İÇİN DAHA HAYIRLI OLABİLİYOR, NE DİYELİM, BİZEDE HAYIRLISI OLSUN DEMEK DÜŞÜYOR. EN AZINDAN ESKİ SEVGİLİNİN MUTLULUĞU İÇİN.
6月4日

BİR GÜN DAHA


Hayat bazen çok zorlaşabiliyor bu bizim dışımızda gelişen olaylarla olduğu gibi bizim kendi hatalarımızdan da kaynaklanıyor. Mutluluğu kolaylaştırmak varken neden zorlaştırıyoruz hiç anlayamıyorum. Tamam mutluluk küçük şeylerin içersinde saklıdır ama mutsuzlukta küçük şeylerin içerisinde saklıdır bu ikisi arasında ki ince ayarı iyi tutturmak gerekir.






7月12日

SEN NESİN BENİM İÇİN

Desem ki...
		
		
Desem ki vakitlerden bir Temmuz akşamıdır, Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin!
Desem ki... 
İnan bana canımcım inan, 
Evimdeki şenliksin, bahçemde bahar; 
Ve soframda en güzel yemek. 
Ben sende yaşıyorum, 
Sen bende hüküm sürmektesin. 
Bırak ben söyleyeyim iyiliğini, güzelliğini, saflığını 
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. 
Günlerden sonra bir gün, 
Şayet sesimi farkedemezsen, 
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden, 
Bil ki ölmüşüm. 
Fakat yine üzülme, müsterih ol; 
Kabirde böceklere ezberletirim güzelleğini, 
Ve neden sonra 
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, 
Hatırla ki maher günüdür 
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. 

Cahit Sıtkı Tarancı
   
5月28日

bir gün daha böyle geçti

Bir gün daha geçmek üzere, saat 21.35, dün aldığım bir haberle arkadaşımın kız arkadaşınn bilgisayarının patladığını öğrenmiştim, patlarkende yüksek bir ses çıkarmış, bu yüzden çok korkmuş. Erhanla konuşurken hemen tahmin ettik sorunun güç kaynağından pardon  pavır saplaydan kaynaklandığını. Bugünde bilgisayar kasasını alıp doğruca seçilin evine gittik, birkaç incelemeden sonra güç kaynağının yandığı kesinlik kazandı.
 
İyiki güç kaynağı yanmış, başka bir parça yansaydı en azından 50-60 milyon giderdi, pavır saplay yanınca 25 milyonla işi kurtardık. Fakat yeni bir pavır saplay almamız gerekiyordu. Biliyosunuz bugün pazar, bu yüzden pavır saplay bulmamızda kolay olmadı çünkü her yer kapalıydı. Yine de şansımızı denemek için bornovada fellik fellik bilgisayarcı aradık ve en sonunda ev yolunda bir tane bulduk. Pavır saplayı alıp hemmmen seçilin evine doğru yola koyulduk. Bilgisayara taktık ve çalıştırdık. Bilgisayar kusursuz çalışıyordu.
 
Bir iyilik yapmanın mutluluğuyla buzdolabındaki kolayıda içip erhanla birlikte eve doğru yola koyulduk. Şimdi de karnım çok aç:((
En iyisi mutfağa gidip kendime sucuk kızartayım. Sucuğumu yedikten sonra da biraz tv izlerim.
 
Bu arada sevgli ustama buradan sevgilerimi gönderiyorum, bana verdiği tariflerle karnım doydu.